1970’lerin Unutulmuş Elektrikli Otomobili: EVA Metro (NASA Projesi)

Tarihsel Arka Plan: Neden Bir Renault 12?
1973 yılında patlak veren Küresel Petrol Krizi, Amerika Birleşik Devletleri’ni alternatif enerji kaynakları aramaya itti. Bu dönemde ABD hükümeti, petrole olan bağımlılığı azaltmak için Enerji Araştırma ve Geliştirme İdaresi’ni (ERDA) kurdu. ERDA, elektrikli araç teknolojilerini test etmek ve geliştirmek için NASA’nın Cleveland, Ohio’daki Lewis Araştırma Merkezi (bugünkü adıyla Glenn Araştırma Merkezi) ile işbirliği yaptı.

NASA’nın testleri için Parma, Ohio merkezli küçük ama yenilikçi bir şirket olan Electric Vehicle Associates (EVA) seçildi. Temel test platformu olarak önden çekişli, hafif ve o döneme göre oldukça geniş bir iç hacme sahip olan Renault 12 tercih edildi. Araçlar Fransa’dan içten yanmalı motorlarıyla ithal ediliyor, Ohio’da tamamen elektrikli hale getirilerek “EVA Metro” adıyla yeniden markalanıyordu.
Teknik Özellikler ve Dönüşüm Süreci
Dönüşüm süreci, standart bir benzinli otomobilin elektrikliye çevrilmesinin en ilkel ama en yaratıcı yollarından birini içeriyordu.

- Motor ve Şanzıman: Renault 12’nin orijinal dört silindirli benzinli motoru söküldü ve yerine bir DC (Doğru Akım) elektrik motoru yerleştirildi. Ancak ilginç bir şekilde, orijinal 4 ileri manuel şanzıman ve debriyaj sistemi korundu. Sürücülerin aracı hareket ettirmek için vites değiştirmesi gerekiyordu, ancak dururken motor stop etmediği için debriyaja basmaya gerek yoktu.
- Batarya Sistemi: Günümüzün hafif lityum-iyon bataryaları yerine, o dönemde golf arabalarında kullanılan standart 6 voltluk ağır kurşun-asit (lead-acid) bataryalar kullanıldı. Sistemin toplamda 96 volt ila 114 volt arasında bir güç üretmesi için bu bataryalardan 16 ila 19 adedi araca yerleştirildi.
- Ağırlık ve Süspansiyon: Bataryaların bir kısmı ön kaputun altına (motor bölmesine), bir kısmı ise bagaja yerleştirildi. Bu devasa kurşun-asit bataryalar, aracın orijinal ağırlığını neredeyse iki katına (yaklaşık 1.400 kg’ın üzerine) çıkardı. Bu ekstra yükü taşıyabilmek için Renault 12’nin süspansiyon sistemleri özel olarak güçlendirildi.

Üretim, Satış ve Dağıtım Hikayesi

EVA Metro, hiçbir zaman seri üretime geçmek için tasarlanmamıştı; daha çok bir “kavram kanıtlama” ve veri toplama aracıydı. Kaynaklar ve dönemin kayıtları, toplamda 12 ila 15 adet arasında EVA Metro dönüştürüldüğünü gösteriyor.






- Manitoba Hükümeti (Kanada): Üretilen araçların 7’si, elektrikli araçların dondurucu soğuklarda nasıl performans göstereceğini (özellikle kurşun-asit bataryaların kapasite kaybını) test etmek amacıyla Kanada’nın Manitoba eyaletine satıldı.
- Üniversiteler: 2 adet araç, mühendislik bölümlerinde alternatif enerji araştırmaları yapılması için Amerikan üniversitelerine hibe edildi veya satıldı.
- Özel Müşteriler: Kalan az sayıdaki araç (yaklaşık 5 adet), o dönemin çevreci ve teknoloji meraklısı özel müşterilerine satıldı. Ancak o yıllarda bir EVA Metro’nun fiyatı standart bir benzinli otomobile göre oldukça pahalıydı.
2020’deki Yeniden Doğuş (Georgia Keşfi)

Zamanla bu araçların menzil yetersizliği, bataryaların sık sık ölmesi ve yedek parça sorunları nedeniyle neredeyse tamamı hurdalıklara terk edildi veya kayboldu. EVA Metro projesi otomotiv tarihinin tozlu raflarına kalkmıştı.
Ancak 2020 yılında olağanüstü bir şey oldu. Elektrikli araç tarihi meraklıları tarafından ABD’nin Georgia eyaletindeki bir garajda/ahırda, yıllarca çürümeye terk edilmiş nadir bir EVA Metro prototipi bulundu.
- Araç, orijinal EVA Metro logolarını, şarj portunu ve NASA/ERDA test dönemine ait gösterge panellerini hala üzerinde taşıyordu.
- Yeni sahibi, aracın çürümüş orijinal kurşun-asit bataryalarını çıkardı ve aracı restore etme sürecine girdi.
- Klasik araç restorasyonu ile modern EV teknolojisinin birleştiği bu süreçte, aracın orijinal DC motoru ve manuel şanzımanı temizlenerek korundu. Batarya sistemi ise modern standartlara uygun hale getirilerek araç yeniden yollara dönecek şekilde çalışır duruma getirildi.
Bu nadide parça, günümüzde NASA’nın 1970’lerde başlattığı yeşil enerji vizyonunun hayatta kalan en önemli somut kanıtlarından biri olarak otomotiv ve uzay tarihi meraklılarının ilgisini çekmeye devam etmektedir.
